Divan Edebiyatıyla kafayı bozan blog yazarı

Blog yazarı ünvanını kendime ne zaman verdim bilmiyorum ama uzun zaman boyunca bir blogumun olmasının hayalini kurmuştum. En başlarda hoşuma giden bir şey gördüğümde “ya keşke blogum olsaydı da paylaşsaydım” diyordum. Ve sonunda bir blog açtım, ve bayada iyiyim sanırım bu konuda , eğleniyorum yazarken :)
Bir şeyler öğrenmek ,bir şeyler yapabilmek beni çok mutlu ediyor. İnternet konusunda kendimi geliştirmeyi seviyorum. Her ne kadar insanlar sanal ortamda bir şeyler yapmanın hayata pek bir katkısı olmadığını söylese de ben aynı görüşte değilim.. Çağımız teknoloji çağı ve geleceğimiz hep teknoloji içinde olacak… Hem gerçek hayatta hem de sanal alemde başarıyı yakalamaya çalışanlardanım. xD
Son günlerde yaşadıklarım ve hissettiklerim beni divan edebiyatına yönlendirdi. Divan şairlerinin aşka bakışı ve aşkın özlemini bile sevmelerine baya bir şaşırdım. Bahsettikleri aşk çok büyüktü ve aşığa özlem duymanın bile aşkını yaşıyorlardı. Dokunmanın büyüyü bozacağına inandıkları bir aşk…
Zor olmalıydı onlar için…
Değil mi?
Böyle büyük bir aşkın acısına katlanmak her yüreğe nasip olmaz. Aşk acısının olgunluğa ulaştırdığı görüşündeydiler.. Düşündüm de.. Gerçekten de öyle… Bu dünyada acılar olmasa nasıl olgunlaşır insanlar? Aşkın acısı da en büyük olunca…
Neyse divan edebiyatıyla kafayı bozmuş durumdayım.
Önümüzdeki günlerde blogu divan kokan konular bekliyor xD
Hazır olun
:)


